Nagehan Alçı'dan özür bekleyen öğretmenlere cevap

Öğretmenlerin rahata alıştığını söyleyerek uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerle ilgili değerlendirme yapan Nagehan Alçı, eğitim camiasının büyük tepkisi ile karşılaştı. Özür bekleyen öğretmenlere Nagehan Alçı’dan cevap geldi. Alçı, dünkü yazısı için özür dileyemedi sadece 'Benim için öğretmenlerimiz çok kıymetlidir' dedi

Nagehan Alçı'dan özür bekleyen öğretmenlere cevap
12 Ocak 2021 - 22:30

Öğretmenlerin rahata alıştığını söyleyerek uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerle ilgili değerlendirme yapan Nagehan Alçı, eğitim camiasının büyük tepkisi ile karşılaştı.
Özür bekleyen öğretmenlere Nagehan Alçı’dan cevap geldi. 
Alçı, 'Benim için öğretmenlerimiz çok kıymetlidir' dedi
Dün yazısı ile başta eğitim camiası olmak üzere bir çok kesimden tepkiler çeken Nagehan Alçı'dan cevap geldi. Alçı, dünkü yazısı için özür dileyemedi sadece'Benim için öğretmenlerimiz çok kıymetlidir' dedi. 
İşte gazeteci yazar Nagehan Alçı'nın bugünkü köşe yazısı ;
Dünkü yazımın yankı yaratacağını tahmin ediyordum ancak bu kadarını beklememiştim. Meğer herkes okulların açılmasını istiyormuş ama kimseden ses çıkmıyormuş…
Dün tanıdık tanımadık onlarca öğretmen ve eğitimciyle konuştum ve yazıştım. Yalnızca öğretmen değil, birçok öğrenciyle de konuştum.
Herkes, istisnasız aynı şeyi söyledi: Okulların açılmasını istiyoruz. Uzaktan eğitimden fayda sağlayamıyoruz.
Bu arada yazımdaki bir cümle öğretmenleri rahatsız etmiş.
Benim için öğretmenlerimiz çok kıymetlidir. Ailesinde de öğretmen büyükleri olan bir insanım. Hem babaannem Fikriye Alçı hem de kayınvalidem Şerife Kütahyalı emekli öğretmen. Babaannem yıllarca ilkokul çocuklarına emek vermiş, kayınvalidem ise matematik alanında yüzlerce çocuk yetiştirmiş bir cumhuriyet öğretmeni. Öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntıların, çektikleri zorlukların, verdikleri emeklerin yakın şahidiyim. Hakları ödenmez.
Yazımdan sonra şunu gördüm: Evet, uzaktan eğitim sayesinde memleketlerine döndükleri için memnun olan bir kesim var ve bu nedenle durumdan şikayetçi değiller. Öte yandan öğretmenlerimizin en az yüzde 90’ı okulların bir an önce açılmasını istiyor. Uzaktan eğitimde verdikleri emeklerin karşılığını alamamaktan, üretken ve verimli olamamaktan şikayetçiler. Teknik detaylar bütün öğretmenleri yormuş. Haklılar…
Bir de yarıyıl tatili yaklaşıyor. Çocukları nasıl değerlendireceklerini, nasıl not vereceklerini bilemeyip, adil olamamaktan endişe eden çok sayıda öğretmen var.
Ben öğretmenlerimizin emeğine sonuna kadar saygılıyım. Ancak bu kadar sıkıntı çekip sonuç almadıklarını düşündükleri bir sistemle ilgili dünyadan örnekler vererek "Biz okulların açılması için gerekirse her yerin kapanmasını savunuyoruz, çocuklarımıza bu kötülüğü yapmayalım. Avrupa okullarını nasıl açık tutmaya gayret gösteriyorsa biz de gösterelim" demelerini bekliyorum.
Gelin elbirliğiyle okullarımızı açmayı bir öncelik haline getirelim.

VAKA OLMAYAN KÖYLERDE NEDEN KAPALI?
Durum hakikaten çok vahim…
Konuştuğum bir eğitim derneği başkanı "Baştan yanlış yapıldı Nagehan Hanım. Tüm okullar aynı kefeye kondu. Kırsalda birçok bölgede okulların kapanmasına hiç gerek yoktu mesela. Köyünde hatta kasabasında tek bir vaka yok ama çocuklar 10 aydır evdeler. Böyle örnek çok" deyince "Köylerde uzaktan eğitime ulaşabilme oranı nedir?" diye sordum. "Valla durum hiç iç açıcı değil" diyerek ekledi: "İnternet erişimi olmayan çok sayıda köy var. Düşünün tek bir vaka yok ama okul kapalı ve uzaktan eğitime erişim de yok."
Peki ya şehirlerdeki durum çok mu farklı?
Bakıyorum şartları en iyi noktada olan, maddi eksiği olmayan, özel okullarda okuyan çocuklar bile uzaktan eğitimden bir şey öğrenemiyor. Geçen gün bir tanıdığım çocuğu ders dinliyor zannederken kulaklığını bir çıkarmış ki çocuk müzik dinleyip boş boş ekrana bakıyor.
UZAKTAN EĞİTİMİN VİCDANLARIMIZI RAHATLATMAK DIŞINDA BİR İŞLEVİ YOK
Kendimizi kandırmayalım böyle örnek çok…
Ben de bir anneyim değerli okurlar, ilkokul çağında çocukları olan bir anne. Olmuyor, uzaktan eğitim büyüklerin vicdanını rahatlatmak dışında bir işe yaramıyor!
Çocuklara da kızamazsınız, yapılan tüm bilimsel çalışmalar ilkokul çağındaki çocukların bu tip bir eğitim modeline uygun olmadığını gösteriyor.
Bakın dünyadaki saygın sağlık otoriteleri pandemi yönetiminde en son başvurulacak yöntem olarak okul kapatmayı öneriyor. Halbuki biz ilk bunu yaptık.

TÜM SAYGIN SAĞLIK OTORİTELERİ OKULLARI KAPATMAK SON ÇARE DİYOR
Dünyada sağlık alanında önde gelen kurumlar okulların açık kalması, kapalı olanların açılması, özellikle ilkokullarda eğitime mutlaka yüz yüze devam edilmesi için ardı ardına açıklamalar yapıyorlar.
Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu Unicef, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Dairesi, ABD Hastalık Önleme ve Kontrol Dairesi…Tüm bu kurumlar zaman zaman pandemi yönetimi ile ilgili çelişkili açıklamalar yapıyorlar ama konu okullara gelince hepsi aynı yöne işaret ediyor: Okulları kapatmak pandemi yönetiminde başvurulacak en son önlem. Başka çare kalmayana kadar kaçınılması gerekli.
Okulların özellikle de ilkokulların açık kalması salgını körüklemiyor. Kapanmaları ise salgını yavaşlatmıyor. Pandemi kontrolü için her yer kapansa bile okulları açık tutmak için ülkeler ellerinden geleni yapmalı diyorlar.

BİZDEKİ ŞARTLARLA AÇILAMAZ MI?
Bu noktada gelen en büyük eleştirilerden biri Türkiye’de okulların şartlarının Avrupa’dakiler gibi olmaması. Sınıf mevcudunun yüksekliği ve hijyen önlemlerinin eksikliği okulların açılması önünde ciddi bir engel olarak sunuluyor.
Ancak Avrupa’da sınıf mevcutları sanıldığı kadar düşük değil. Örneğin İngiltere ve Almanya’da sınıf mevcutları ortalama 26 ve 21. İlkokullarda öğrenciler sınıflarda ve bahçede maske takmıyor. Özellikle şehir merkezlerinde 25-30 sınıf mevcudu oldukça yaygın.
Türkiye’de devlet okullarında ilkokul sınıflarında ortalama 22 öğrenci var. (Bu rakamları okulların açılması için çalışan ve araştırma yapan kıymetli doktorlardan aldım-devlette çalıştıkları için isimlerini kullanamıyorum-na)
Tabii sınıf mevcudu 30’un üzerinde birçok okul da var ancak sınıflar ikiye bölünerek eylül ve ekimdeki gibi neden eğitim yapılamasın?
Sevgili okurlar, çocuklarımız evde kapalı kalarak hem eğitim hem gelişim kaybına uğruyor. Kas ve kemikleri zayıflıyor, kilo alıyorlar. Bu uzun vadede ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirecek.
Çocuklar zihnen de duraklıyor, geriliyor. Evde yapılabilecekler çok kısıtlı, internete erişimi olmayan, özel odası olmayan, televizyonu olmayan çocukların 10 aydır evde ne yaptığını bir düşünün lütfen… Okul ortamı, öğretmen, akranın yerini hiçbir şey tutamaz…
Bakın velisi sürekli başında duran, internet ve bilgisayar sorunu olmayan çocuklar bile uzaktan eğitimde motive olamıyor, bunu hepimiz görüyoruz, biliyoruz. Varın geri kalanın halini düşünün..
Hiç kendimizi kandırmayalım! Bu kimsenin suçu değil. Uzaktan eğitim ilkokul çocuğunun doğasına aykırı!
Bugün Türkiye’de milyonlarca çocuk eğitimden kopmak üzere… Bir kez koptular mı dönüş çok zor.

KADIN HAKLARI AÇISINDAN DA KABUL EDİLEMEZ BİR DURUM!
Kadınlar da çocuklarının eğitimine destek olmak, onların başında durmak için işlerini bırakıyor, kariyerlerine ara veriyorlar. Bu kadın hakları açısından da kabul edilemez bir durum!
Bütün bunlar bize çok kötü sonuçlar olarak geri dönecek ey yetkililer…
Buradan kendisi de çok deneyimli bir eğitimci olan Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’a seslenmek istiyorum.
Bir an önce hatta bu ay içinde kademeli olarak okullara dönüş için bir takvim belirlemeli ve okulları açmalısınız…
İlkokullardan başlamak üzere yüz yüze eğitime dönmenin bir öncelik meselesi haline getirilmesi şart.
Habertürk
Nagehan Alçı
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hülya Ersoy
    1 hafta önce
    Bu ülkede bir "Aysun Kayacı, birde" Nagehan Alçı".. İkisi de bir konuşuyor, günlerce ses getiriyor.. Çok ilginç... Sanırım gündem olmak bu! ???? Öğretmenler pandeminin günah keçisi değildir!.. Bu kadar net ve öğretmenler rahatlamadı, aksine uzaktan eğitimle resmen " sinirden çatladı"..????????.. Aşıya gelincede, sağlıkçılardan sonra, direk ÖĞRETMENLER aşı olmalıdır! OKULLAR AÇILMALI, ÇOCUKLAR EŞİT KOŞULLARDA EĞİTİM ALMALIDIR.