29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konuşma metni; öğretmen okul müdürü öğrenci vali

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konuşma metni örnekleri. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öğretmen konuşma metni, Cumhuriyet Bayramı okul müdürü konuşma metni, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öğrenci konuşma metni, Cumhuriyet Bayramı Vali konuşma metni örnekleri. Cumhuriyet Bayramı konuşma metni örneklerini aşağıda görebilirsiniz. Konuşma metinlerini kendi ilinize, ilçenize, okulunuza uyarlayabilirsiniz. Ancak en güzel Cumhuriyet Bayramı konuşma metni, içinizden gelerek özgün yazdığınız konuşma metni olacaktır.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konuşma metni; öğretmen okul müdürü öğrenci vali
22 Eylül 2022 - 09:19

Cumhuriyet Bayramı Konuşma Örnekleri. 29 ekim CUmhuriyet Bayramında konuşma yapacak olanlar için; öğretmenler için konuşma metinleri, okul müdürleri için konuşma metinleri, öğrenciler için konuşma metinleri ve valiler için konuşma metinleri naşlıklarıyla örnekleri sizler için paylaşıyoruz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konuşma metinlerinde en güzeli özgün konuşma yapmaktır. Ancak zaman zaman örneklere ihtiyaç duyulmaktadır. Konuşma metinlerindeki tarihlerin, Cumhuriyetin kaçıncı yılı olduğunun doğru yazılmasına dikkat ediniz. Bu ihtiyacı karşılamak için paylaşacağımız;

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konuşma Metinleri şöyle:

Cumhuriyet bayramı öğretmen konuşma metni

Sayın müdürüm, sevgili veliler, kıymetli öğrenciler.

Bugün Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin en mutlu günlerinden olan 29 Ekim. Bağımsızlığımızın,  milli egemenliğimizin, hür irademizin meclise taşındığı, bir ve birlik olarak eşitlik ve kardeşlik duygusuyla kenetlendiğimiz gün bugün.

Bundan tam ….. yıl önce Ulu Önder Atatürk ve dava arkadaşlarının 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattıkları mücadelenin, kazanılan savaşların, akıtılan kanların, öksüz kalan bebelerin armağanı olan bu gün kutsaldır, kıymetlidir, anlamlıdır.

Hepimize kutlu olsun.

29 Ekim 1923 sadece saltanatın kaldırılması veya Cumhuriyet’in ilanı değil, anlayış ve yaşamların değişmesi, Türk’e en çok yakışan idare biçiminin devlete egemen olmasıdır. Bu bayram Anadolu’nun her ovasında, dağında, yaylasında, yaşlısından gencine, kızından erkeğine, doğulusundan batılısına kadar sevinç ve gururla kutlanması gereken büyük bir gündür.

Ulu önderin dediği gibi bu Cumhuriyet, halkımızın yıllardır özlemini duyduğu bağımsızlık güvercini, insan olmanın haklı gururu, eşitlik ve onurla yaşama biçimidir. Çağdaş medeniyet yolunda aklı ve bilimi rehber edinerek yürüyen Genç Türkiye Cumhuriyeti, eğitim kadrolarıyla, öğrencileriyle, gencinden yaşlısına tüm halkıyla bu yüksek ideale sadık ve sevgili olarak yürümüş ve yürümeye de kararlıdır. Cumhuriyeti bize armağan eden başta Ulu Önder Mustafa Kemal ve dava arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyoruz.

Çünkü Cumhuriyet fazilettir. Bu şerefli kazanımı gelecek yüzyıllara taşımak bizlere ve genç nesillere Yüce Atatürk’ün mirası ve emanetidir. O’nun gençliğe hitabında seslendirdiği gibi hürriyet ve istiklali muhafaza ve müdafa etmek en başta gençlerin görevidir, kendini genç hisseden herkesin görevidir. Çünkü Cumhuriyet payidar kalacaktır.

Bedenler ölse de Cumhuriyet sevgisi asla sönmeyecek bir meşale olarak yaşamaya devam edecektir. Bu uğurda gereken sadece çalışmak, damarlarımızdaki asil kandan alacağımız güç ve cesaretle yarınlara akıl ve bilimin önderliğinde yürümek, bunu yaparken milli benliğimize zarar vermemektir.

Bağımsızlık ve egemenlik, tarih sahnesine çıktığı ilk günden beri esir olmamış ve devletsiz kalmamış Türk Milleti’nin en yüce sevdasıdır. Bunu hakkıyla sürdürmek, atalarımızdan aldığımız Cumhuriyet bayrağını daha da yücelterek gelecek nesillere taşımak hepimizin vicdan ve vatan borcudur.

Ulu Önder’in dediği gibi; Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.

Bunu sağlamak, dosta güven ve düşmana korku salmak, güçlü, inançlı, bir ve birlik olmak, Cumhuriyetin temel kurumlarını egemen ve etkin kılmak hepimizin vatandaşlık ve Türklük görevidir.

Atamızın mirasına, şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu mukaddes topraklara bir daha düşman eli değmemesi için, huzur, barış ve kardeşlik ortamında yaşayabilmek için, var olmaya devam edebilmek için Cumhuriyet hepimizin göz nuru gibi sakınması ve koruması gereken en kutsal hazinedir.

Siz sevgili öğrenciler, Cumhuriyet sizleri fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bireyler olmanızı ister. Bu uğurda okumaktan, çalışmaktan, üretmekten asla vazgeçmeyiniz, üşenmeyiniz, yılmayınız. Yorulsanız da Atatürk ilke ve inkılaplarının savunucusu ve takipçisi olunuz.

Sözlerime Yüce Atatürk’ün sözleriyle son vermek istiyorum;

Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlâtlarından ibarettir. Bu millet istiklâlsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

Saygıyla selamlıyorum.

 2. ÖRNEK CUMHURİYET BAYRAMI ÖĞRETMEN KONUŞMA METNİ

 Sayın Müdürüm, Değerli Öğretmen Arkadaşlarım, Sevgili Öğrenciler,
                                        Kıymetli Veliler,
19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Milli Mücadele’yi baş-latıp 29 Ekim 1923’de “Türk milletinin karakterine en uygun yönetim şekli cumhuriyettir.” diyerek ilan etmiştir cumhuriyeti.  
Mustafa Kemal Atatürk, emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş, paylaşılmış, yok edilmiş bir imparatorluğun küllerinden, halkına önderlik ederek, halk savaşı vererek vatanı kurtarmış. Sonra da cum-huriyet yönetimiyle taçlandırmıştır.
Cumhuriyette egemenlik milletindir. Halk kendi kendisini yönetme yetkisini    temsilcileri aracılığıyla kullanır. Bu yönetimde seçme seçilme hakkı vardır. Ve bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptir. Milletin bütün bireyleri yönetime katılabilir ve söz sahibi olabilir.     
Cumhuriyet bize ulus olma bilincini kazandırmıştır. Cumhuriyetin başarıları ile haklı bir gurur duyarız. Ülkemiz, İslam dünyasında laik ve demokratik, çağdaş bir ülke olarak tektir. Bunu Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete borçluyuz. Türkiye Cumhuriyeti laik ve demokratik yapı-
dan asla taviz vermeyecektir. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün
çizdiği çağdaş   uygarlık yolunda ilerleyecektir. Buna hiçbir güç engel olamayacaktır. Ve Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.
Yeter ki bizler, Atatürk’ün mirası olan akıl ve bilim yolundan ilerleyelim.       
Yeter ki, Atatürk ilke ve devrimlerini koruyalım.
Yeter ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin milletiyle bölünmez bütünlüğüne sahip çıkalım.                                              
Bizler, çoluk, çocuk, genç, yaşlı ülkenin tüm insanları, sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilelim.
Bu duygu ve düşüncelerle cumhuriyetimizin 93. Yılını kutlar. Büyük önder Atatürk’ü ve bu yolda canlarını feda eden şehitlerimizi sevgiyle, saygıyla ve minnetle anıyorum. Saygılarımla.
                                                                 Nilgün UYANIKSOY

 

Öğretmenler için 29 Ekim konuşma metni

Sayın Müdürüm, Müdür Yardımcım, Kıymetli Öğretmenlerimiz, Değerli Velilerimiz ve Geleceğimizin Teminatı Sevgili Çocuklar,

İlk olarak sizlerden başlarınızı çevirmenizi ve gönderde süzülen şanlı bayrağımıza bakmanızı rica ediyorum. Ay-yıldızlı bayrağımıza, onun en yukarılarda dalgalanışına bir bakmanızı….

Ben, ne zaman ve nerede bayrağımızı görsem orada içimi bir huzur ve coşku kaplar. Eminim sizler de benim gibi al kanlara boyalı bayrağımızı her gördüğünüzde yüreğinizde bir ferahlama, bir gurur hissediyorsunuzdur. Çünkü bayrak bir milletin namusu, özgürlüğünün nişanesi, bağımsızlığının sembolüdür.

Biz bugün; hastalıkta, sağlıkta, afetlerde, yangınlarda, hangi şartta olursak olalım, bu bayrağın altında dimdik durabiliyorsak bu, atalarımızın bizler ve bizlerin geleceği olan nesiller için verdiği soylu mücadelenin neticesidir. İşte bu sebeple konuşmama Kurtuluş Mücadele’sinin kıvılcımını yakan Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bağımsız devletimizin kuruluşuna hizmet eden tüm vatan evlatlarının aziz hatıraları önünde saygıyla eğilerek başlamak istiyorum. Ruhları şâd olsun!         

Kurtuluş Mücadelesi, “Kayıtsız ve şartsız, bağımsız bir Türkdevleti kurmak” gibi kutlu bir ülkü ile başlayan, “Ya İstiklâl ya ölüm!” andıyla nihai hedefe ulaşılan bir mücadeledir.

Sevgili Çocuklar,

Kurtuluş Savaşı, bu dünyanın görüp görebileceği en şanlı ve aynı zamanda en zorlu savaşlardan biriydi. Düşman çoktu; dört koldan saldırıyordu, her türlü silaha ve sayıca üstün bir orduya sahipti. Ancak… bilmedikleri ya da farkında olmadıkları bir şey vardı: Bu millet hür doğmuştu, hür yaşardı ve bayrağının yere inmesine son kişi de toprağa düşene kadar izin vermezdi. Kurtuluş Savaşı, var olmakla yok olmak arasındaki ince çizgide verilmiş ve yokluklar içinde kazanılmış bir var olma savaşıdır. Tamdört yıl sürmüştür. Savaş meydanlarında, düşman tarafından kuşatılmış köylerde, şehirlerde dört koca yıl; kadınıyla erkeğiyle, çocuğuyla verilmiş kutsal bir mücadeledir.

Cumhuriyet ise, bu mücadele sonunda Osmanlı Devleti’nin küllerinden doğan yeni devletin yönetim şeklidir. Aynı zamanda Cumhuriyet, yeni bir mücadelenin de başlangıcıdır. Bu yeni mücadelede düşman artık asker değildir. Düşman yoksulluktur, cehalettir, geri kalmışlıktır.

• Cumhuriyet, yurdun her yerine yayılacak olan bir seferberliğin ilk adımıdır.

• Cumhuriyet ayağında çarıkla gezen atalarımızın bastığı toprağa sahip çıkışıdır.

• Cumhuriyet, bir tas hoşafla tüm gün savaşan Mehmetçiğin ellerindeki kınadır.

• Cumhuriyet, cepheye yollarken eşini, oğlunu bir daha dönemeyeceğini bilmektir. Anaların, evlatların gözyaşıdır.

• Cumhuriyet, soğuk dağ başlarında kuru toprak üzerinde, düşman nereden vuracak diye diye uykuya dalamamaktır.

• Cumhuriyet, makineli tüfeğe karşı sabanla direnmektir.

• Cumhuriyet, “Geldikleri gibi giderler,” diyebilecek bir kararlılığa ve inanca sahip olmaktır.

• Atatürk gibi olmak, Atatürk gibi düşünmektir.

• Cumhuriyet, yoksulluğu, geri kalmışlığı ve cehaleti kabul etmemek, tüm dünyaya Türk’ün gücünü yeniden göstermektir.

• Cumhuriyet alın teridir, gözyaşıdır, emektir.

İşte bu sebeple sevgili çocuklarım, Cumhuriyet, bizlere korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için bırakılmış bir emanettir. Emanetimize sahip çıkmanın en güzel yolu ise çalışmak, çalışmak ve daha çok çalışmaktır. Çünkü Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi; “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.”

Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Bayramımız kutlu, devletimiz baki olsun.

Öğrenciler için 29 Ekim konuşma metni

Cumhuriyet Bayramı her yıl 29 Ekim’de milletçe, gururla ve her geçen gün daha da büyük bir coşkuyla kutladığımız bir milli bayramımızdır. Bu günde yurdumuzun hemen hemen her yerinde ve okullarda törenler düzenlenir, çeşitli konuşmalar yapılır ve şiirler okunur.  

Bu bayram kuşkusuz ki bizim için önemli ve değerli bir gündür. Çünkü bugün yani 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetimiz kurulmuş ve insanlar Cumhuriyet sayesinde özgürlük ve eşitlik gibi kavramları tanımıştır. Cumhuriyet bir halk yönetimi şeklidir. Cumhuriyet sisteminde egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Zaten Büyük Liderimiz Atatürk’ün de dediği gibi : “ Türk ulusunun yaradılışına ve yaşamına en uygun olan yönetim şekli Cumhuriyettir.” Atatürk bu sözünde, Türk milletine yakışan yönetim biçiminin Cumhuriyet olduğunu belirtmiştir. Çünkü Cumhuriyet rejimi bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik gibi unsurları içinde barındırmaktadır. Bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik Türk Milleti’nin en çok önem verdiği unsurlar olduğundan, Türk Milleti ancak Cumhuriyet şeklindeki bir yönetim anlayışı ile yönetilebilir. Cumhuriyete kavuşmamız elbette kolay olmamıştır. Çünkü atalarımız uzun yıllar bu uğurda savaşmış, kanlarını ve canlarını yine bu uğurda feda etmişlerdir.

Onlar ki bu uğurda cesurca savaşıp bizlere rahat, huzurlu ve mutlu bir yaşam bırakmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Biz Cumhuriyet sayesinde huzura, rahata ve mutlu bir yaşama kavuştuk. Bu yüzden bizden öncekilerin bizlere bıraktığı Cumhuriyetin anlam ve önemini her zamankinden daha çok kavrayarak gelecek nesile en iyi şekilde bırakmalıyız. Unutmayalım ki CUMHURİYET bizim için en büyük bayramdır ve de hep öyle kalacaktır.

29 EKİM VUMHURİYET BAYRAMI VALİ KONUŞMA METİNLERİ

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Tören Konuşması
Saygıdeğer Çorumlular, Kıymetli Mesai Arkadaşlarım, Kıymetli Gençler, Değerli Misafirler, Kıymetli Gazilerimiz, Polislerimiz ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları;

Dünyanın en pahalı ve en kıymetli toprakları olan aziz vatanımız üzerinde bu büyük milletin cumhuriyet idaresi ile beraber, hür ve bağımsız bir ve bütün olarak dünya durdukça yaşayacağına olan inancımı belirtip hepinizin Cumhuriyet Bayramını kutlar, hepinize sevgilerimi ve muhabbetlerimi sunarım.

Bu kıymetli vatanı bize vatan yapan başta Mustafa Kemal Atatürk ve onun arkadaşları olmak üzere bu kıymetli vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin huzur ve sükûnunu sağlayan ve bu ulvi gaye için toprağa düşerek Şehitlik mertebesine ulaşan bütün Şehitlerimizi ve Gazilerimizi rahmetle anıyor ve manevi huzurlarında saygıyla eğiliyorum. Vatanın her köşesinde görev alan bütün polis ve jandarma ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına görevlerinde üstün başarılar diliyor, kendilerine hayatlarında sağlık ve esenlik dolu günler temenni ediyorum. Milletimize musallat olan terörün her türlüsünü ve terörü doğrudan ve dolaylı destek veren dış ve iç mihrapları nefretle kınıyorum.

Tarih boyunca devletler medeniyetler kurmuş, hak ve adaleti insanlığa öğretmiş büyük bir milletin son kalesi olan Osmanlı Devleti, son iki yüz yılı çok uzun ve çok zor yaşamıştır. İngiliz istekleri ıslahat tedbirleri adı altında uygulanmış, azınlık okulları kurularak 5. Kol faaliyetleri için kadrolar yetiştirilmiş ve imtiyazlı anlaşmalar yaparak ekonomisini çökerttikleri Osmanlıyı hasta adam ilan ederek bütün imparatorluğu paylaşma planları yapmışlardır. Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı süresince birçok cephe açılmış, haçlı mantığı ile topyekûn üzerimize gelinmiş ve 1918 Mondros Mütarekesi ile savaş Türk Ordusunun yenilgisi ile sonuçlanmıştır.

Bu milletin yok edilebileceğini fakat asla tutsak yaşatılamayacağını bilmeleri gerekenler, bu büyük devletin küllerinden tekrar bir devlet çıkacağını hesap edememişlerdir. Nitekim Mondros Mütarekesine rağmen Kazım Karabekir Paşa silahlarını teslim etmediği gibi Medine Müdafii Fahrettin Paşa da 10 Ocak 1919’a kadar Medine’yi müdafaa etmeye devam etmiştir. Kars’ta Cenubi Garbi Kafkas Hükümeti kurularak ve bütün Anadolu’da ve Rumeli’de Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri kurularak düşmana karşı direniş başlamıştır. Paşalar paşası Mustafa Kemal Paşa ise bilindiği üzere 19 Mayıs 1919’da çıktığı Samsun’dan Amasya’ya geçerek 22 Haziranda Amasya Genelgesini yayınlamıştır. 23 Temmuzda Erzurum, 4 Eylül Sivas Kongrelerini toplayarak milleti ve Anadolu’yu örgütledikten sonra 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geçerek T.B.M.M.’yi Ankara’da toplamış ve 23 Nisan 1920’de yeni Türk Devleti kurulmuştur. 
Yeni Türk Devleti kurulduğunda Serv’i bahane eden Avrupalılar, Yunanlıları ikna ederek Anadolu’nun batısının Yunanlılar tarafından işgalini, güneyinin İngilizler ve Fransızlar, Doğu Anadolu’nun ise Ermeniler tarafından işgalini sağlamışlardır. Bu şartlar altında savaşı yürüten T.B.M.M. Batı Cephesinde 1. Ve 2. İnönü, Eskişehir ve Kütahya, Sakarya ve Büyük Taarruz Muharebeleri sonucunda Yunanlıları yurttan atmış, Antep, Maraş ve Urfa gibi şehirlerimiz ise İngiliz ve Fransızlardan temizlenmiştir. Ermeniler ise Kazım Karabekir Paşa tarafından Gümrü’ye kadar sürülmüş, Gümrü alınmış ve Gümrü’de Ermenilerin bir daha Doğu Anadolu’da hiçbir hak iddiasında bulunamayacakları taahhüdü ile Gümrü Anlaşması imzalanmıştır. Bu savaşlarda topyekûn bir millet olarak beraberce mücadele edilmiştir.

Adlarını hayırla ve rahmetle anacağımız Nene Hatunlar, Halide Edipler, Kara Fatmalar, Şerife Bacılar, Gördesli Makbule Hanımlar, Halime Çavuşlar gibi kadınlar, kadın kahramanlar da savaşlarda önemli rol oynamışlardır. Kurtuluş Savaşının ardından 29 Ekim 1923’te milletimize en yakışan rejim olan Cumhuriyet idaresine geçilmiş, Cumhuriyet T.B.M.M.’de oy birliği ile kabul edilmiştir. Aynı gün Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Daha sonraları demokrasi ile de taçlandırılan Cumhuriyet dünya durdukça yaşatılmaya devam edecektir.
Cumhuriyet, erdemin, faziletin, halk iradesinin, hak ve hukukun ve medeniyetin adıdır. Bu idare sisteminde insan hakları, milli dayanışma, ferdin ve toplumun huzur ve refahı azami şekilde sağlanabilmektedir. Cumhuriyetimizin ilanından bugüne kadar eğitimde, kültürde, ekonomide, altyapı hizmetlerinde hülasa olarak her sahada çok önemli gelişmeler kaydetmemize rağmen Cumhuriyetin korunması ve kollanmasında gençliğin bekçiliğine her zaman ihtiyacımız vardır. Zira kaydedilen gelişmeler dünya ülkelerini kıskandıracak boyuttadır. Güçlü bir aktör olarak ortaya çıkan Milli Harp Sanayisini kurabilmiş bir Türkiye Cumhuriyeti dostlarını sevindireceği gibi düşmanlarını yeterince kıskandıracaktır. Bu nedenle Cumhuriyeti korumak ve yaşatmak en temel görevimizdir.

Kıymetli öğretmenler;
Cumhuriyeti koruyacak, yaşatacak ve ülkesine sahip çıkacak gençler sizin ellerinizde büyümektedirler. Sizlerden ilim, irfan ve ahlak sahibi, inancına, ,tarihine, kültürüne, ailesine, annesine, babasına, milletine ve bütün insanlığa karşı görevlerini bilen, yerine getirmeye çalışan bir gençlik yetiştirmenizi özellikle istiyorum. Bunun yanında gençlerimizin zihinlerine yurttaşlık bilincini, ülkesine ve milletine karşı sorumluluk bilincini de yerleştirmeniz gerekmektedir.

Sevgili gençler;
Atatürk, Cumhuriyeti biz kurduk onu yaşatacak sizlersiniz diyerek bu görevi gençliğe emanet etmiştir. Bu emaneti korumak ve görevi yerine getirmek için bilgili ve güçlü olmak zorundasınız. Tarihimizi, kültürümüzü, inancımızı iyi bilmek durumundasınız. Hem milli hem de evrensel kültürü öğrenmelisiniz. Ülkenize ve milletimize karşı sorumluluklarını bilen dünya milletler ailesinin bir üyesi olarak, dünya ile paralel yaşamayı becerebilen, istiklalimize ve istikbalimize yönelen tehlikeleri zamanında sezebilen ve bunu başarabilmek için devamlı kendisini yenileyen, geliştiren gençliğe ihtiyacımız bulunmaktadır. Size güveniyoruz, size inanıyoruz ve umut ediyoruz ki ülkemizi bulunduğumuz yerden çok daha ilerilere götürecek gençlik yetişmektedir.
Bu duygularla hepinizin Cumhuriyet Bayramını tekrar kutluyor, hepinize sağlık ve esenlikler diliyorum. Saygılarımla.
  Ahmet Kara 
   Çorum Valisi

Aziz Milletim,

 

KONYA VALİLİĞİ 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KONUŞMA METNİ

Muhterem Konyalılar,
 
Bugün geçmişimizden aldığımız güçle, ezelden ebede büyük umutlar ve emin adımlarla birlik ve beraberlik içerisinde yürürken, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Türk Milletinin Karakterine ve Geleneklerine En Uygun İdare” olarak ifade ettiği geleceğimizin teminatı, dirilişin sembolü Cumhuriyetimizin kuruluşunun 93. Yılını kutlamanın gururunu ve coşkusunu hep birlikte yaşıyoruz.
Bu anlamlı günde, öncelikle; binlerce yıllık şanlı tarihimiz boyunca her dem yeniden doğuşlara ve şanlı yürüyüşlere imza atmış olan, başta; Cumhuriyetimizin kurucusu büyük ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşları olmak üzere şanlı ecdadımızı, kanlarıyla bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, rahmet; minnet ve şükranla yâd ediyor, aziz milletimin, Konyalı hemşerilerimin, yarınımız, umudumuz sevgili çocuklarımızın ve gençlerimizin Cumhuriyet Bayramı'nı içtenlikle kutluyor, sizleri; en kalbi duygularla sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli Konyalılar; 
 
Bilindiği üzere; “CUMHURİYETİMİZ; 29 EKİM 1923 tarihinde yani bundan 93 yıl önce bugün; “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını geleceğini bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır. Türkiye Devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir.”  ifadeleriyle ilan edilmiştir.
 
O günden bu güne “CUMHURİYETİMİZ” aziz milletimizin tabiatına ve geleneklerine en uygun, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan, erdemli, faziletli insanlar yetiştiren, yeni ve sağlam esaslarıyla Türk milletini istikbal yolunda hızla ilerleten, halkın gelişimini ve yükselişini sağlayan, birlik ve beraberlikten, bağımsızlık ve hürriyetten asla taviz vermeyen, çağdaş dünyada hak ettiği onurlu yeri alma kararlılığını tüm dünyaya gösteren çağdaş bir yönetim şekli olmuştur. İnanıyorum ki aziz milletimizin her bir ferdi, milletimizin küllerinden yeniden doğduğu bu özel günü büyük bir coşku ile idrak etmekte; en samimi duygularla kutlamaktadır.
 

Değerli Konyalılar, Sevgili Öğrenciler,
 
Tarih açık bir şekilde göstermiştir ki, Büyük Türk milletinin bekasının ve çağdaş dünyada hak ettiği yeri almasının yegâne biçimi cumhuriyettir. Yaşadığımız sıkıntılı günlerden sonra kanla, irfanla kurduğumuz Cumhuriyet sayesindedir ki, bugün haklı olarak büyük bir millet ve devlet olmanın gururunu yaşıyoruz. Büyük bir medeniyetin mirasçısı olan devletimiz, kurulduğu günden bu yana hızla büyümüş ve özellikle son yıllarda kimsenin hayal dahi edemeyeceği dev projeleri hayata geçirmiş, devletimiz ve milletimiz işbirliği içinde dünyanın en güçlü ekonomisine ve ordusuna sahip ülkeler arasına girmeyi başarmıştır.
 
Türk insanı, Cumhuriyet sayesinde Devletin tek ve gerçek sahibi olduğunun, hâkimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğunun bilincindedir. Demokratik,  laik ve sosyal Cumhuriyet ve onun kazanımları ırk, dil, din, inanç, cinsiyet farkı gözetmeksizin her Türk vatandaşının ortak varlığıdır.
 
Elbette ki ulaşmamız gereken daha nice hedef,  yapmamız gereken daha nice büyük işler vardır. Sahip olduğumuz misyon ve üzerinde yaşadığımız coğrafyanın politik ve stratejik önemi, karşımıza sürekli iç ve dış düşmanları çıkarmıştır, çıkarmaya da devam edecektir. Her ağacın kurdunun özünden olduğu gerçeğini iyi bilenler, bizi bize düşürmek için elinden geleni ardına koymamaktadır.
 
Lakin attığı adımlardan ve mücadelesinden geri durmak, bu asil milletin bir vasfı değildir. Kirli oyunları boşa çıkaran feraset ve cesarete sahip bu millet, birlik ve beraberlik ruhu içerisinde, düşmanın hain girişimlerini daima bertaraf etmiştir.
 
Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da hainlerin üzerimizdeki planları bozulmaya mahkûmdur. Çünkü bu milletin yüreği, Akif’in “toplu vurdukça sineler, onu top sindiremez” dediği gibi, her daim “birlik ve beraberlik”ten yana atmaktadır.
 
Nitekim son olarak birçok dış düşmanın desteği ile 15 Temmuz gecesi Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen hain darbe ve ülkeyi bölme girişimi, asil milletimizin devletine ve iradesine sahip çıkma kararlılığı sonucu geri püskürtülmüş ve bütün dünyaya çok önemli bir mesaj verilmiştir.
Bu hain girişime, demokrasi havarisi batı'nın şaşırtıcı düzeyde sessiz kalmasının ve ülkemizin üst üste demokratik, ekonomik ve sosyal hayata ilişkin saldırılara maruz kalmasının ardında, Türkiye’nin “dünya beşten büyüktür” diyerek kurtlar sofrasına müdahale etmesine ve bu sofrada hem İslam coğrafyasının hem de dünya mazlumlarının temsilciliğine soyunmasına duyulan sonsuz öfke yatmaktadır.
Değerli Konyalılar, Değerli kardeşlerim,
 
Cumhuriyetimiz, demokrasimiz, gelişmiş ekonomimiz, yaptıklarımız ve yapabileceklerimiz dostlarımıza güven ve övünç kaynağı olup örnek teşkil etmekte,  milletimize düşmanlık hisleri besleyen karanlık güçleri ve vatan hainlerini ise korku ve telaşa düşürmektedir.
 
Yaşadığımız bu kritik coğrafyadaki mevcut tüm olumsuzluklara rağmen;  ortak tarih, ortak kader ve amaç birliği ile vatandaşlık kimliği ilkelerine dayanan temeller üzerinde yükselen Cumhuriyetimiz sayesinde, bu topraklar üzerinde yaşayanlar, tasada ve kıvançta bir ve bütün olmada, ocağını ve aşını paylaşmada ne kadar kardeş olduğunu ortaya koymuş, dahası büyük bir Millet ve Devlet olmanın gereği ecdadı gibi milyonları aşan vatansız insanlara kucağını açmış, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumlara sahip çıkmış, zalimin karşısında olmuş, yakın bölgesine ve ötesine barış, adalet ve refahı yaymaya çalışmıştır.
 
Bugün geldiğimiz noktadan daha aydınlık yarınlara ancak Cumhuriyetle varabileceğinin bilincinde olan Büyük Türk Milleti Cumhuriyet rejimiyle kıvançlıdır. Demokratik, laik, çağdaş, sosyal hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin bizleri ulaştırdığı nokta, hepimize heyecan ve ümit vermekte, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmekte, milletçe daha iri ve diri olma azmimizi yenilemektedir.
 
Her yerde ve her ferdimizle milletçe devletimizin bekası milletimizin refahı için çalışmaya, dünyanın gelişmiş ülkeleri ile her alanda yarışmaya ve evrensel insanlık değerlerinin savunulmasına öncülük etmeye,  mazlumların yanında, zalimlerin ve vatan hainlerinin ise karşısında olmaya, her zamankinden daha fazla azimli ve kararlıyız. Bunun için gerekli olan güce, yeterli akla, birikime ve tecrübeye sahibiz.
 
Bu inançla; büyük kahraman, asker ve devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yolunda yürümeye, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Onu, kahraman ecdadımızı, aziz şehit ve gazilerimizi milletimizin kalbinde ve gönlünde ebediyete kadar yaşatacak ve asla unutmayacağız.
 
Biliyoruz ki; ayyıldızlı bayrağımızın altında vakit tek yürek, tek vücut ve tek millet olma vaktidir. Vakit akıl ve gönül birliği vaktidir. Vakit, ecdattan teslim alınan mirası geleceğimizin teminatı gençlere en iyi şekilde teslim edebilmek için gayret gösterme vaktidir.
 
Değerli Konyalılar, Sevgili Öğrenciler,
 
Bu duygu ve düşüncelerle, başta; Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder M. Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşları olmak üzere,  şanlı tarihimizin ölümsüz sembolleri olan aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükran duygularıyla anıyorum. Büyük Türk Milletinin ve siz Konyalı hemşerilerimin Cumhuriyet Bayramı’nı tekrar kutluyor; nice güzel bayramlarda birlikte olmak dileğiyle sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.  

 


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum